12 Ocak 2010 Salı

2010 Yılına girdik….

Canım oğlum geçen sene 4 aylıktı. Kadir, Canan ve oğulları Işık ile yılbaşı gecemizi geçirmiştik. Bu senede onlar bizdeydi. Bir yıl geçti nasıl geçti anlayamadım su gibi aktı sanki. Daha dün gibi hatırlıyorum o günü. Oğluşumuz bütün akşam uyumuştu. Bu yıl büyüdüğünü fark ettik 22:30 gibi uyudu. Yemek yenildi, menümüzde balık vardı. Derken 00:00 oldu bile…ve 2010 yılına girdik.

Herkese hayırlı uğurlu olsun inşallah, bu yıl öncelikle sağlık sonra mutluluk, başarı, huzur ve bol iş getirmesi dileğiyle…

İlk Tiyatro deneyimimiz…..ve PÜR DİKKAT

Geçen Hafta sonu ilk tiyatro denemesi için Ankara Çağdaş Sanat tiyatrosunda keyifli bir Pazar günü geçirdik. Oğluşumuz pür dikkat oyunu izledi. 3 kişiden oluşan oyundaki şarkılar, müzik ve oyunlar ilgisini çekti. Zaman zaman ayakta tempo tuttuk bile. Süperdi canım oğluşum salonun en küçüğüydü ve bileti aldığımız kasadaki bayan “Maşallah nasıl dinledi” diyerek hayretini belirtti ve sonraki oyunlarıda önerdi. 0-3 yaş için yazıyor ama oğluşun ilgisini çekti, zaten bana göre tam bir çocuk oyunu. Şarkılar söylendi, dans edildi, tavsiye ederim. Darısı diğerlerine.


Sanatsal aktivitelere başladık hayırlı olsun.

Yılbaşı Hediyemiz Sahibine Ulaşmış

İzmir’de oturan Sevgili Demet’in kuzusu Deniz’e (22 aylık) hediyemiz ulaşmış. Onlar sevindi biz daha çok sevindik. Oynadıkça bizi hatırla. Demet’in izniyle de fotolarını ekliyorum.

Herkese mutlu yıllar..

1 Yaş Doğum Günü Partimiz

Yaklaşık 1 ay gecikmelide olsa oğluşumuzun doğum gününü 28 Eylül pazar günü kutladık. Babası kazıda olduğu ara süreçleri değerlendirerekten de bir kutlama yapılabilirdi ama bunun üstesinden gelebilirmiydim bilemiyorum. Neyse birçok farklı blogdan doğum günü etkinliklerini titizlikle izledim. Neler yapılabilir. 1 yaş kurabiyesi yada gelecek misafirlere nasıl bir sürpriz yapılabilir diye az kafa yorulmadı. Nasıl bir ortam oluşturayım, pastacı seçenekleri, menü seçenekleri, davetli listesi, kostüm vs. Buarada 1 yaşındaki kuzucuk zaten bir şey anlamaz söylevleride oldu etraftan gerek yok bu kadar abartmaya falan denildi ama ben hatıralarda özel bir gün olarak kalması için küçük bir kutlama yapılmalıydı. Onun içinde farklı kılabilmek için günü; etrafında çocukların olması şarttı.
Pasta siparişimiz gidip modelini bile beğendiğim Çukurambar Deniz Kızı yerine caddemizdeki “Pastacı” verildi. Süslemeler için el emeği göz nuru babamız üstlendi ve başarıyla tamamlandı. Süper oldu diyebiliriz. Benimde katkılarım olmadı değil yani. Akşamdan tüm detay yazı ve süslemeler tamamdı. Pasta hazırdı diğer yiyeceklerde misafirlerin gelme saatine kadar tamam olacaktı. Bana göre menüdeki tek eksik kurabiyeydiJOnada güvenemeyip, yapma cesaretini gösteremedim.
Gelen bebişleri elleri boş yollamamak için yine el emeği küçük kalpciklerde verilmek üzere hazırdı.
Doğumgünü boyunca bir oyuncak alışverişi sürdü gitti. En mutsuz olanda oğluşum oldu. Bütün oyuncakları ortak paylaşıma açılmıştı. Birinden birini kurtarsa, diğerini bir başkası alıyordu. Zavallı oğlum, aslanlar gibi mücadele etti oyuncaklarını vermemek için ama….Yinede centilmen davrandı kimseye kaba kuvvet uygulamadı canım benim.
Hayatımın gülen yüzü, SENİ ÇOK SEVİYORUZ, İYİKİ VARSIN, İYİKİ DOĞDUN.

15. Ay Doktor Kontrolü

Her şeyden parça parça. Hiçbir yazıyı tam zamanında yazamadığım için geriden şimdi telafi etmek için her konuda bir şeyler yazmak istiyorum. Geç olsun güç olmasın mantığı ile…
Aralık 3 Perşembe günü işten iznimizi aldık, oğluşumuz 15 ay kontrolüne götürmek üzere sabahtan yola çıktık. Kafamızdaki tüm sorulara yanıt bulacaktık. Hafta sonları dışında sabah saatlerinde beraber olmak güzeldi. Yaygın domuz gribi vakaları olması sebebiyle oldukça tedirgindik. Kutluay şimdiye kadar hiçbir doktor kontrolünde olmadığı kadar huysuzdu.Aşımız yoktu ama doktor ablanın kendisine dokunmasını hiç istemedi. Dokundukçada bağırdı. Anlam veremediğim bir huysuzluk vardı. Nekadar anlatmaya da çalıştıysak olmadı ve kontrol sonuna kadar ağlamaya devam etti. Kilo 1190 gram boyu 78 cm. Kilo alımı iyiymiş. Bacağındaki siyah beninde değişiklik olması durumunda acil gelmemiz önerildi ve domuz gribi aşısının da yapılmasını da önerdiler. Bu konuda hala kararsızım.



Yürüyüşü konusunda tedirginliklerimizi belirttik. Paytak paytak olması, ayak atışı vs. Kalça çıkıklığı kontrolü yapılmıştı. Onada tekrar bakıldı bir problem yok görünüyor ancak yinede 1 ay sonra sıkıntınız devam ederse gelebilirsiniz denildi. Umarım yok bir şeyi, paytak oğlum benim, seni çok seviyorum.


Yüzünden gülücükler eksik olmasın canım benim.

18 Aralık 2009 Cuma

Orta Kesiciler Yolda...

15 ay ve 16 günlük olduk artık. Hafta sonu kucağımda dönme oyununu gerçekleştirirken kahkahalar arasında üst 2 dişimizin belirdiğini fark ettim. Çok sevindim. Artık zamanı gelmiş hatta gecikti derken…Oley artık damağımızla yiyecekleri parçalama devrine yavaş yavaş veda edebileceğimizin sinyallerini aldık.Oh dayı protez yapmayacak. Bir diş bir insanı bu kadar mutlu eder. Etrafta aynı aylarda doğan kuzucukların nerdeyse son iki diş çıkarma seansları kaldığını görünce, içimden ne zaman çıkacak bunlar? demekten de kendimi alıkoyamıyordum.

Püre edilmiş yiyeceklerden iyiden iyiye sıkılmaya başladık. Gelsin daha katı gıdalar.

Kısaca;

1 numaralar 15. Ay

4 numaralar (alt ve üst) 16. Ay

2 numara (sağ-üst tek) 18. Ay (12 mart)

3 numara (sağ-alt tek)18. Ay (20 mart)

Toplam 10 dişimiz var 19.Ay 22 nisan tarihinde:)

2010 yılına doğru

Hafta sonu oldukça hareketliydi(tabi bana göre). Sevgili Seher’in organize ettiği Montessori Yılbaşı çekilişi için hediye alışverişimizi tamamladık. Ayrıca Erzurum’dan İrfan’ın arkadaşı ama sonradan benim kaynaştığım Gülşahcığım geldi. Ancak çok kısa görüşebildik. O arada artık yürümesinin şerefine oğluşumuza ciciler aldık.
Hafta içi, yılbaşı için aldığımız hediyelerin paketlenmesi işi vardı. Son dakika anneyede hediye fikri ortaya çıkınca çok kısa sürede karar verilmiş hediyede alındı ve özenle paket yapılarak kargoya verildi. Kutluay göndermeden bir kalite kontrol yaptı.


Arkasından by by dedik ama Kutluay bu işten hiçbirşey anlamadı. Artık birsonraki seneye. Zaten sevgili Demet’in kuzusu Deniz’e gönderdiğimiz hediyenin yanında fotosunuda göndermeyi becerebilmek hayli zordu. O arada Kutluay’ın anlam veremediği fotolar ortaya çıktı. “Hadi oğlum hediyeyi uzat” diyolagları ile çekilen fotodan Kutluay pek memnun olmamış gibiydi. Hediyeyi neden veriyordu, alması gerekmiyor muydu? soruları beynini kurcalıyordu. Ama yapacak bir şey yoktu. Yakaladığımız pozların yanında hediye paketini kurban ettik. Dolayısıyla fotodaki hediye paketi ile gönderilen paket uyumsuzluğuda ayrıca bir komediydi.
Paket hazırlama konusundaki beceriksizliğim nedeniyle sevgili iş arkadaşım Mehtap’a da buradan teşekkür etmek istiyorum. Elceğizlerine sağlık canım.

Neyse tüm hareketliliği ile hediyelerimiz umarım sahiplerine ulaşır ve mutlu eder.

Yiğit ve annesi Filiz’den gelen hediyemizde bugün ulaştı ama akşam oğlumun tepkisini merak ediyorum. Onuda yarın yazarım. Fizli&Yiğit’e hediye için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca bu organizasyon fikri için özellikle Seher’e ve emeği geçen tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Sayenizde belkide ilk yılbaşı sürprizlerini aldı kuzucuklar, en azından bizim ilktiJyeniden teşekkür ediyorum.
Cumartesi 12 Aralık çok şükür 3. ve 4. dişleri görünmeye başladı. Bir sonraki yazımda konuyu detaylandıracağım.