26 Ocak 2010 Salı

Hafta sonu Karla uyandık….23 Ocak


Sabah kar yağışı ile uyandık. Oysa hafta sonu için ne kadar da çok planımız vardı. Saat 10.30 gibi Gymboree oyun grubuna katılacaktık. Öncelikli sabah karın yağışını seyrettik. Bir foto koymadan olmaz. Uzun uzun anlattı camdan gördüğü kuşları, yağan kar tanesini, nasıl yağdıklarını vs. İnmek istemedi camdan. Bizde seyrettik karı. Hiç bu kadar izlememiştim kar yağışını.

Bu kadar sözden sonra tanışmak lazım bu soğuk beyaz kütleyle. Hemen babaya sipariş verildi. İşte ne olduysa o anlarda oldu sanırım. Bir kap içerisinde en temizinden kar geldi. Bu arada Kutluay’ın aktarma sevdasından hiç bahsetmemiştim. Bir yerden biryere aktarılacak ne varsa verin o aktarsın. Canım bir kap daha verdim. Karı bir ordan aldı bir oraya koydu (daha doğrusu koymaya çalıştı). Buz eriyince dikkatimiz dağılır gibi oldu ama suyu daha çok sevdiğimiz için olay daha eğlenceli olmaya başlayınca elinden almak zorunda kaldım. Su çok soğuktu. Sanırım o arada bir parça da buzu ağzımıza götürmüşüz bile. Kendime çok kızdım. Yoğun öksürük ertesi gün başladı ama gecede hırıltısı devam etti.
Dışarısı soğuk bugünü evde geçirelim dedik ve Ekin ve Annesinin takı kutusu boyama aktivitesinden esinlendik. İkeadan ham ahşap çerçevelerimizin nezamandır renklenmesi gerekiyordu. Kollarımızı sıvadık. Boyama önlüğümüzde henüz yok. Okul Öncesi Etkinlik Dünyasından gördüğüm poşetten önlük çok işime yaradı. Hemen bir baş ve kollar için delikler kesildi ve Kutluay’a giydirildi.

Öncesi pek anlam veremedi hatta poşetten korktu, giyinmek istemedi. Sanırım beni poşete koyacaklar gibi hıssiyata vardı. Ama anlatınca anladı yada anlamış gibi yaptı. Hemen boyama aktivitesine girişildi. Zaten o saatten sonra ne giyildiğinin ne önemi vardı ki. Parmak, sünger bir de yumurta fırçasını da feda edip aşağıda Kutluay’ın odasına asılmak üzere güzel çerçeveler hazırlandı. İçlerine de ayak ve el baskılarını koymayı planlıyorum. Baba çerçeveleri vernikleyerek daha güzel görünmelerini sağlayacak.

Gerekli malzemeler;

Sünger

Parmak boyası

Boyanması gerekli eşya (ahşap çerçeve, kutu vs)

Poşet (Yeterli büyüklükte)

İstekli bir bebek ve annesi






Hastalık daha kendini göstermeden, akşamında sevgili Burcu’nun önerisiyle Armada Magiclanda gittik. Top havuzuna bayıldı. Bir koşturdu sormayın. Biraz daha büyümesi gerek ama kaydırağı çok sevdi. Çok renkli bir yer. Armadaya çok kez gitmeme rağmen burayı fark etmemiştim. İnsan çocuğu olunca bu tip mekanlara ilgisi gelişiyor.




























Pazar günü geceden hırıltısını fark etmiş ama tam da kestirememiştim bu denli hasta olacağını. Sabah iyiydi. Biraz dışarı çıkmak iyi gelir diye düşündük ve Küçük Tiyatroda şişman kral ile çirkin prensesi seyretmek üzere yola çıktık. Keyifsiz oğlum, oyunun başlamasıyla dışarı çıkmak istedi. Bizde apar topar hemen dışarı çıktık. Bunu hastalığın başlangıcına bağladım. Oysa diğer tiyatro deneyimleri ile bu üç olacaktı. Yerimizde biraz uzaktı sahneye, bu da sebep olabilir. Günümüzü evde geçirmeye karar verdik.
Beraber Annemin tarifi nefis pizza yaptık. Tarif üzerinde biraz pratik değişiklikler yaptım, tadında bir değişme yok. Binumum pizza malzemesi(mantar, domates, biber, sucuk, salam, sosis, kaşar vs. dışında asıl püf noktası hamur üzerine sürülen sos. Denemenizi öneririm nefis. Tarhana çorbası eşliğinde mideye götrüdük.
Sosu için;
Süt
Sıvı yağ
Un
Domates ve biber salçası
Kekik
Tuz
Hamur İçin;
Un
Maya
Su
Tuz



Dediğim gibi pratik değişiklikler; hamuru kendiniz yoğurmanız dışında dışarıdan alınan yuvarlak bazlama ekmeği ikiye kesilir. Üzerine yukarıdaki sos ve diğer malzemeler yerleştirilerek fırına verilir. Ekmeği ve sosu pişmiş olduğu içinde fazla pişirmek gerekmiyor. Üzeride pişince kaşar peyniri eklenir ve mideye götürülür. Çok kısa zamanda lezzetli pizza hazır.

Herkese Afiyet Olsun.

21 Ocak 2010 Perşembe

26 Kasım 2009 Armada


Yılın son günleri Armada Oyun Sokağı yılbaşı etkinliklerine gititk ve yılın tüm enerjisini burda attık. Baba bir yerde ben biryere oğluşumuzu tutabilene aşk olsun. Orası benim burası senin ele avuca sığmadı oğlum. Koştur atla puflara in ufak sandalyelere. Müziğe hiç dayanamayız. Ortamın en küçüğü ama yürüyüş burası benden sorulur edasıyla olunca ezilmesin diye mahfolduk. O pamuk prenses benim bu palyaço senin coştuk valla.

Döktük kurtlarımızı oh be. Böyle koşturmacalı birkaç saat sonrasında arabada uyuya kaldık, fosur fosur.














Pasta Üfleme..


Geçen hafta pazartesi (11 ocak) günü işyerinden bir arkadaşın doğum günü kutlaması için yediğimiz pasta boğazımdan gitmeyince, akşam eve dönüşte oğluşum için mini bir pasta aldım. Mumlarımızı dikdik happy birthday eşliğinde üflemesiini istedik. Önce uff off puff ile sönmedi ama bir kaç denemeden sonra artık oğluşumuz mumlarımızı üfleyerek söndürmeyi öğrendi.

Artık bunu mütemadiyen yapacağız. Hatta bugün bir kutlama yapalım.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Azılarda göründü...

Bu hafta sonu 16 Ocak ve oğluşumuzun azılarının ucu çıkmış. Nerdeyse farkedemeyecektik. Ağrısı sızısı olmasında, çok şükür şimdilik iyi geçiyor.
Daha önceki diş tablosuna göre küçük azılar (4 numara) çıkıyor.

14 Ocak 2010 Perşembe

Duygularımız olgunlaşıyor...

Bir hafta yada birbuçuk haftadır oğluşumuz uzun koridorumuz içinden yanlız geçerken korkmaya başladığını fark ettik. Şöyleki oturma odamız ve mutfak arasında 8,3 m. (ölçtüm)uzunluğunda bir koridorumuz var. Akşamları ben mutfakta baba oturma odasında ise Kutiş yanımıa mutfağa gelme sürecinde oldukça gürültülü geliyor. İlk duyduğumda oldukça şaşırmıştım. Aca ba neoldu diye irkilip koridora yöneldiğimde oğluşum hem tüm gayreti ile koşuyor hemde çığlığı basıyordu. Çok şeker. Aynı şey oturma odasında oynuyorsak baba mutfakta ise oluyor."hadi Kutiş bak baba ne yapıyor "diyorum. İlk önce yöneliyor ama sonra geri dönüyor. Ağzında geveleyerekten kendince anlatıyor koridordan, karanlığından korktuğunu.
Artık oğluşumuz korkuyu biliyor.

Kurban Bayramı ve Mersin

Bayramda Mersin'deydik. Anlatmak bile istemiyorum ama Kutluayım bayram sabahı babamın elinden öpünce beni taklid etti ve oda dedesinin elini öpüp başına koydu. Çok güzeldi. Oğlumuz büyüyor.

Arabasını yanımıza almadık bu sebeple baba mahf oldu. Zaten oğluşumunda arabaya oturası yoktu. Gezim, dolaşayım, keşfedeyim çabası vardı. Evimizin karşısına açılmış büyük alışveriş merkezinde turladık.

Bol bol künefe yedik. Künefe rezervimiz doldu.


13 Ocak 2010 Çarşamba

Bağımsız ilk adımlar

28 Eylülde doğum gününde artık yavaş yavaş adımlar atmaya başlamıştı oğluşum. Ancak elinden tuttuğumuzda adımlar geliyordu. Ekim 10 Erzurum seyahatimizde iyiden iyiye kendi kalkıyor ama fazla dayanamadan geri yerine oturuyordu. Erzurum dönüşü Kutişim bir hafta sonra babaya ve anneye gelmece oyunu ile artık ürkekte olsa bağımsız adımlarını gösterdi bize. Yaklaşık 13. aydan itibaren oğlum artık yürüyor.