Haydi resimler konuşsun dedik ama sonra farkettik ki çokta foto çekilmeye vakit bulamamışız.Neyse olduğu kadar...
18 Şubat 2010 Perşembe
Kutluay ile Baş Başa
Haydi resimler konuşsun dedik ama sonra farkettik ki çokta foto çekilmeye vakit bulamamışız.Neyse olduğu kadar...
17 Şubat 2010 Çarşamba
Hoşgeldin...Ecrin Yağmur
Yeniden Hoşgeldin...
28 Ocak 2010 Perşembe
Ankara’ya Kar Yağdı
Sabah uyandığımızda her yer bembeyazdı. Hala da yağmaya devam ediyordu. Anne oğul hastalığımız devam ediyordu. Neyse ki burun akıntısı olarak devam ediyorda yataklara düşmüyorum. Baba da İzmir’de olunca hepten ayakta durmam gerekli olduğunu biliyorum. Hazır baba da yokken hafta sonunu değerlendirelim ve İstanbul’a dayının, teyzenin yanına gidelim diye düşündük ama kar yağınca İstanbul yalan oldu. Hafta sonu beraber olacağız.
Artık karı sevmiyorum. Kar demek soğuk demek, zorluk demek. Evimizde sıcacık çayımızı, kahvemizi yudumlarken, yanımızda sevdiklerimizle muhabbet varsa cam kenarı beyazı seyretmek ne güzel olur. Ama öyle değil gerçekler. İşe gitmek zorundayım. Her yer kar, arabayı çıkaramadım. Vasıta bulmak problem. Kuzucuğum bakıcıda. Camdan dışarı baktığımda; evsiz insanlar aklıma geliyor. Ya da ısınacak yakıtları olmayanlar. Okula giden üstünde sadece hırkası olan, yırtık ayakkabılı çocuklar. Bu yüzden soğuğu artık sevmiyorum.
26 Ocak 2010 Salı
Hasta olduk 24 Ocak
Canımı pazatesi doktora götürdük. Kulak ve boğaz kızarmış. Antibiyotiğimizi kullanmaya başladık. Göğsü dolu, öksürüğünden belli oluyor. Geceleri hırıtısı artıyor, uyuyamıyor. Zaman zaman ağlayarak uyanıyor. Bugün evde oğluşumla kaldım. Hastaydı ve nazlıydı. Bakıcı teyze, dede, Şule ablaya hiç yüz vermedi. Nerdeyse kucağımdan inmedi. Bende onu kokladım, kokusunu içime çektim bol bol. Kuzucuğum hastaydı. Ertesi gün Salı günü ben işe gitmek zorundayım. Oğluşumun sesi tam gitti. Giderek daha kalınlaşıyordu. İlaç içmeyi seven oğluşum Antibiyotik içmeyi reddediyordu. Sabah bakıcısına hiç gitmek istemedi. Canım Kuzucuğum sen hasta olma, biz olalım.
Hafta sonu Karla uyandık….23 Ocak
Bu kadar sözden sonra tanışmak lazım bu soğuk beyaz kütleyle. Hemen babaya sipariş verildi. İşte ne olduysa o anlarda oldu sanırım. Bir kap içerisinde en temizinden kar geldi. Bu arada Kutluay’ın aktarma sevdasından hiç bahsetmemiştim. Bir yerden biryere aktarılacak ne varsa verin o aktarsın. Canım bir kap daha verdim. Karı bir ordan aldı bir oraya koydu (daha doğrusu koymaya çalıştı). Buz eriyince dikkatimiz dağılır gibi oldu ama suyu daha çok sevdiğimiz için olay daha eğlenceli olmaya başlayınca elinden almak zorunda kaldım. Su çok soğuktu. Sanırım o arada bir parça da buzu ağzımıza götürmüşüz bile. Kendime çok kızdım. Yoğun öksürük ertesi gün başladı ama gecede hırıltısı devam etti.
Dışarısı soğuk bugünü evde geçirelim dedik ve Ekin ve Annesinin takı kutusu boyama aktivitesinden esinlendik. İkeadan ham ahşap çerçevelerimizin nezamandır renklenmesi gerekiyordu. Kollarımızı sıvadık. Boyama önlüğümüzde henüz yok. Okul Öncesi Etkinlik Dünyasından gördüğüm poşetten önlük çok işime yaradı. Hemen bir baş ve kollar için delikler kesildi ve Kutluay’a giydirildi.
Öncesi pek anlam veremedi hatta poşetten korktu, giyinmek istemedi. Sanırım beni poşete koyacaklar gibi hıssiyata vardı. Ama anlatınca anladı yada anlamış gibi yaptı. Hemen boyama aktivitesine girişildi. Zaten o saatten sonra ne giyildiğinin ne önemi vardı ki. Parmak, sünger bir de yumurta fırçasını da feda edip aşağıda Kutluay’ın odasına asılmak üzere güzel çerçeveler hazırlandı. İçlerine de ayak ve el baskılarını koymayı planlıyorum. Baba çerçeveleri vernikleyerek daha güzel görünmelerini sağlayacak.
Gerekli malzemeler;
Sünger
Parmak boyası
Boyanması gerekli eşya (ahşap çerçeve, kutu vs)
Poşet (Yeterli büyüklükte)
İstekli bir bebek ve annesi
Hastalık daha kendini göstermeden, akşamında sevgili Burcu’nun önerisiyle Armada Magiclanda gittik. Top havuzuna bayıldı. Bir koşturdu sormayın. Biraz daha büyümesi gerek ama kaydırağı çok sevdi. Çok renkli bir yer. Armadaya çok kez gitmeme rağmen burayı fark etmemiştim. İnsan çocuğu olunca bu tip mekanlara ilgisi gelişiyor.
Pazar günü geceden hırıltısını fark etmiş ama tam da kestirememiştim bu denli hasta olacağını. Sabah iyiydi. Biraz dışarı çıkmak iyi gelir diye düşündük ve Küçük Tiyatroda şişman kral ile çirkin prensesi seyretmek üzere yola çıktık. Keyifsiz oğlum, oyunun başlamasıyla dışarı çıkmak istedi. Bizde apar topar hemen dışarı çıktık. Bunu hastalığın başlangıcına bağladım. Oysa diğer tiyatro deneyimleri ile bu üç olacaktı. Yerimizde biraz uzaktı sahneye, bu da sebep olabilir. Günümüzü evde geçirmeye karar verdik.
Beraber Annemin tarifi nefis pizza yaptık. Tarif üzerinde biraz pratik değişiklikler yaptım, tadında bir değişme yok. Binumum pizza malzemesi(mantar, domates, biber, sucuk, salam, sosis, kaşar vs. dışında asıl püf noktası hamur üzerine sürülen sos. Denemenizi öneririm nefis. Tarhana çorbası eşliğinde mideye götrüdük.Sosu için;
Süt
Sıvı yağ
Un
Domates ve biber salçası
Kekik
Tuz
Hamur İçin;
Un
Maya
Su
Tuz
Dediğim gibi pratik değişiklikler; hamuru kendiniz yoğurmanız dışında dışarıdan alınan yuvarlak bazlama ekmeği ikiye kesilir. Üzerine yukarıdaki sos ve diğer malzemeler yerleştirilerek fırına verilir. Ekmeği ve sosu pişmiş olduğu içinde fazla pişirmek gerekmiyor. Üzeride pişince kaşar peyniri eklenir ve mideye götürülür. Çok kısa zamanda lezzetli pizza hazır.
Herkese Afiyet Olsun.
21 Ocak 2010 Perşembe
26 Kasım 2009 Armada


Pasta Üfleme..






